06.03.2022 12:08:27

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Sarıgül, 04 Mart 2022 Cuma günü, Kırşehir’de parti teşkilatı ve vatandaşlarla bir araya geldi.

Kırşehir demek, sözün özü demektir. Gönül gözü demektir.

Kırşehir demek, ahilik demektir. Ahilik, dağıtan değil toparlayan, yıkan değil yapan olmaktır. Ahilik, kimsesizlerin kimsesi olmaktır.

Kırşehir’e gelip, Neşet Ertaş’ı anmamak olmaz. Ne diyordu Neşet Baba?

“Garibin sözleri birlik içindir / Birliğin içinde dirlik içindir.”

Biz de Türkiye Değişim Partisi olarak; ayrı gayrı bitsin diye yollardayız. Ötekisi olmayan bir Türkiye için yollardayız. Biz diyoruz ki; cami de bizim, cem evi de bizim, Ramazan ayı da bizim, Muharrem ayı da bizim.

 

KIRŞEHİR DÜNYAYA SÖZÜNÜ DUYURMUŞ,

AMA ANKARA’YA SESİNİ DUYURAMAMIŞ

 

Kırşehir, yatırımlar konusunda hep geride kalmış, tarım ve hayvancılıkta desteklenmemiş, Ankara ile Kayseri arasına sıkışmış. Kaderine terk edilmiş, sahipsiz bırakılmış.

Kırşehir’e inşallah biz sahip çıkacağız. Kırşehir, Türkiye Değişim Partisi iktidarında devletten hak ettiği hizmetleri alacak. Kırşehir’i yatırımcılar için cazip hale getireceğiz. Bölgenin parlayan yıldızı yapacağız.

 

RUSYA – UKRAYNA KONUSUNDA DIŞİŞLERİ BAKANLIĞIMIZIN YÜRÜTTÜĞÜ DIŞ POLİTİKAYI DESTEKLİYORUZ

Montrö’den taviz vermeden, anlaşmazlıkların barışçı yollardan çözülmesine yönelik tutumunu doğru ve makul buluyoruz.

İç politikaya gelince, Ak Partinin yaptığı yanlışların ceremesini çekmeye -ne yazık ki- devam ediyoruz.

Yaşlılarımız ekmek kuyruklarında, gençlerimiz işsiz ve umutsuz, çocuklarımız iyi beslenemiyor. Ekmek başta olmak üzere gıda fiyatları artıyor.

Ülkeyi yönetenler, dünyada da fiyatlar artıyor, dış güçler var diyorlar. Bunların hepsi palavra hepsi yalan… Bu hayat pahalılığının, bu yüksek faturaların nedeni,  Ak Partinin yanlış politikalarıdır.

Üretimi değil ithalatı tercih ettiler. Tarım bakanı “paramız var ki ithal ediyoruz” dedi. Ben o zamanda söyledim:  “Dünyanın bin türlü hali var. Paran olsa bile ithal edemeyeceğin zamanlar olur” dedim. Nitekim en çok buğday ithal ettiğimiz iki ülke (Rusya-Ukrayna) arasında savaş var.

BUĞDAY ÜRETİMİNİ ARTIRMAK ÇOK MU ZORDU?

20 yılda 120 milyar dolarlık tarım ithalatı yaptılar. 120 milyar doları Türk çiftçisine, besicisine verselerdi, Türkiye de doyardı, dünyayı da doyururdu.

Kırşehir çiftçisi, besicisi para kazanırdı, Kırşehir çarşı pazarı canlanırdı. Esnafın cebi para görürdü.

 

SOYA ÜRETİMİNİ ARTIRMAK ÇOK MU ZORDU?

 

Kırşehir’de besiciler, süt üreticileri çok zor günler yaşıyor. Neden? Yem fiyatları son 1 yılda neredeyse yüzde 100 seviyesinde arttı da ondan… Yemin en önemli hammaddesi soya fasulyesi ve biz soya fasulyesinin yüzde 95’ini dışarıdan alıyoruz. Soya üretimini artırmak çok mu zordu?

Elektrik faturaları canları yakıyor. Esnaf perişan, bu neden oluyor? Elektriğimizi doğalgazdan ve ithal kömürden sağlıyoruz da ondan oluyor. 20 yıldır ülkeyi yönetenler rüzgâr ve güneş enerjisine destek verseydiler bugün bunları yaşamazdık.

TÜRKİYE’YE YAĞMUR GİBİ PARA YAĞDI

PARAYI ÜRETİME DEĞİL BETONA YATIRDILAR

 

Bugün ülkeyi yöneten kadrolar, 20 yıldır iktidardalar, az buz değil tam 20 yıl… Ellerine yetki geçti, fırsat geçti, imkân geçti. Dışarıda para çoktu, döviz boldu, Türkiye’ye yağmur gibi para yağdı. Parayı üretime değil betona yatırdılar. 84 milyonun hakkını 84 kişiye yedirdiler.

Hayat pahalılığını, geçim sıkıntısını sona erdirmek Ak Partinin yapacağı bir iş olmaktan çıktı. Yapacak kabiliyetleri olsa 20 yıldır yaparlardı.

Bunu diğer partiler de yapamaz. Onlarda dış dünyanın gözüne bakıyorlar.

Bunu biz yaparız. Çünkü biz bu toprakların partisiyiz.

İçi boş laflara, süslü püslü sözlere, uydurma projelere gerek yok. Bu iş mucize adamlar ve formüllerle olmaz.

Bu işin çözümü basit… Yapmamız gereken: üretmek, üretmek, üretmektir.

Yapmamız gereken: Türkiye’yi kendine yeter hale getirmektir.

Bunun adı ekonomik milliyetçiliktir. Ekonomik milliyetçiliği de ancak biz yaparız. Çünkü biz yerli ve milli bir partiyiz.

 

AMERİKA’YA GÖZ KIRPMAYAN TEK PARTİ BİZİZ

 

Biz, Malazgirt’ten Kocatepe’ye tam bağımsız Türkiye diyen partiyiz.

Dışarıdan destek aramayan, Amerika’ya göz kırpmayan tek parti biziz.

Türkiye’nin kurtuluşu ekonomik milliyetçilik yapmaktır.

Ekonomik milliyetçilik demek, tarımda kendine yetmek demektir.

Biz, çiftçiye alım garantisi vereceğiz. Ektiği ürün, yetiştirdiği hayvan, sağdığı süt para edecek. Çiftçiye ucuz gübre, mazot, ilaç vereceğiz. Nereden vereceğiz? Kaynak nerede? Bu iktidar 120 milyar doları, yabancı çiftçiye verdi. Biz o 120 milyar doları kendi çiftçimize, besicimize vereceğiz. Bu kadar basit…

 

ANADOLU’YU AYAĞA KALDIRACAĞIZ

 

Türkiye nüfusu ve ekonomisi 10 tane büyükşehire yığıldı. Anadolu’da yaprak kımıldamıyor. Biz Anadolu’yu ayağa kaldıracağız. Anadolu canlanacak. Anadolu arıkovanı gibi çalışacak. Kırşehirli, Yozgatlı, Tokatlı, Sivaslı, Çorumlu kardeşlerim gurbet ellere çıkmayacak.

Ekonomik milliyetçilik demek, ihracatımızı artırmak, ithalatı azaltmak demektir. Dışarıdan ne alıyorsak onu kendi fabrikalarımızda üreteceğiz.

UCUZA MAL SATIYOR, BEDAVAYA TURİST AĞIRLIYORUZ

Paramızın değeri kalmadı. Ucuzluk pazarına döndük. Ucuza mal satıyor, bedavaya turist ağırlıyoruz. Yabancılara ırgatlık, amelelik, garsonluk yapmaktan bıktık. Biz ekonomik milliyetçilik yapacağız. Yabancılar değil Türkiye kazanacak.

Ekonomik milliyetçilik, başımızın dik, karnımızın tok, sırtımızın pek olması demektir. Ekonomik milliyetçilik, Büyük Türkiye demektir. Ekonomik milliyetçilik, ne ezen ne ezilen, insanca hakça bir düzen demektir.

Buradan bütün yurttaşlarıma sesleniyorum:

Geçmişte hangi partiye, oy vermiş olursanız olun, desteğinizi istiyoruz.

Bizim yönettiğimiz Türkiye’de aç-açık, işsiz-güçsüz, evsiz-barksız kimse kalmaz. Kimse soğukta üşümez.

Ekmek, sıvı yağ kuyrukları sona erer. Pahalılık biter, mutfaklara huzur gelir. Faturalar can yakmaz.

Çocuklarımız iyi eğitim alır, gençlerimiz iş bulur.

Memurlar, işçiler, emekliler iyi maaş alır. Çiftçinin, esnafın yüzü güler.

Türkiye varlığa, berekete, adalete ve huzura kavuşur