09.05.2022 11:47:17

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Sarıgül, 9 Mayıs 2022 Pazartesi günü haftalık basın açıklaması gerçekleştirdi.

TOPLUMSAL BARIŞ İÇİN AF
Ülkemizin içinde bulunduğu siyasi, ekonomik ve sosyal şartlar bir af çıkarmayı gerektiriyor. Bu nedenle, 9 Nisan’da, bir af çağrısında bulunduk. O günden beridir, bu çağrıyı tekrarlıyoruz.
Maltepe, Diyarbakır, Sincan, Osmaniye, Bakırköy, Tekirdağ, Zonguldak, Adana, Konya, Ordu, cezaevlerinden af çağrısı yaptım.
Haftalık basın toplantıları, sosyal medya hesaplarıyla bu talebi dile getirdim.
Bütün siyasi partilere, bugün bir kez daha çağrıda bulunuyorum.
Gelin hep birlikte, bir af çıkaralım. Adı da; “toplumsal barış” affı olsun.
Bu çağrımız; siyasi değil, vicdani bir çağrıdır. Gönülleri alma, yaraları sarma çağrısıdır.
KORONAVİRÜS İZNİ UZATILSIN
Burada önemli ve öncelikli, bir konuyu daha gündeme getirmek istiyorum.
Koronavirüs, nedeniyle verilen, açık ceza evleri izinleri, 31 Mayıs’ta sona erecek. Cezaevlerimiz doldu taştı. 7 kişilik koğuşlarda, 30 - 40 kişi kalıyor. Koronavirüs izni uzatılmazsa yaklaşık 80 bin kişi yeniden, cezaevine dönecek, şartlar daha da ağırlaşacak. Bu insanlar, dışarıda kendilerine yeni bir hayat kurdular.
Tüm siyasi partileri, bu sorunu çözmeye çağırıyorum.
Mülteciler, göçmenler, milli güvenlik sorunu haline geldi. Huzursuzluk yaratmaya başladı. Hem bazı siyasiler, hem de sorumlular, meseleyi siyaset malzemesi yapıyorlar. Bunlar gerginliği artırıyor.
İRAN’I GEÇİP ÜLKEMİZE NASIL GELİYORLAR?
Suriye sınırımızdaydı, bu insanlar gelip, bize sığındılar.
Peki, 18-30 yaş arası, binlerce Afganlı ve Pakistanlı, İran’ı geçip ülkemize nasıl geliyorlar? İran’ın buradaki rolü nedir?
Kafalarda soru işaretleri var. Endişeler var.
Yetkililere düşen görev, bu endişeleri gidermektir.
Bütün partilere de sesleniyoruz. Geri döndürülemez, kontrol edilemez olaylara, neden olmak istemiyorsanız, bu konuyu siyasi malzeme yapmayın. Soğukkanlı, sorumlu ve çözüm odaklı konuşun.
Avrupa’nın, mülteciler sorununu bizim üstümüze yıkıp, kenara çekilmesine de müsaade edemeyiz.
TÜRKİYE, HUZURSUZ OLURSA, AVRUPA’DA, HUZUR BULAMAZ
Avrupa ülkeleri, nüfusları oranında, mülteci almak zorundadır. Mülteciler sadece, Türkiye’nin, sorunu değildir. Türkiye, huzursuz olursa, Avrupa’da, huzur bulamaz. Avrupa’nın, bunu bilmesi lazım, bunu, onlara bildirmek lazım…
Türkiye artık yönetilemiyor. Mutsuz, umutsuz ve huzursuz yaşıyoruz.
Ne bugünümüzden, eminiz, ne yarınımıza, güvenle bakıyoruz. Geçim sıkıntısı, işsizlik, pahalılık ve zamlar hepimizi bunalttı. Milletimizde, siyasetçilerin, aynı şeyleri anlatmasından, kayıkçı kavgalarından, danışıklı dövüşlerinden bıktı.
DİKENİ BATTIĞI YERDEN BİZ ÇIKARACAĞIZ
Milletimiz laf değil, çözüm istiyor. Suçlama değil, yarasına merhem istiyor. Çok ciddi, sorunlarımız var. Ama bu ülke, bizim ülkemiz. Durup seyredemeyiz. Bu sorunları gelip başkaları çözmez. Biz çözeceğiz.
Dikeni battığı yerden biz çıkaracağız. Öncelikle, tek adam yönetimine son vereceğiz. Ak Parti, artık sorun çözemez. Ak partinin artık kendisi sorundur. Türkiye’yi, ak parti, kadrolarından kurtaracağız.
ÜRETMEDEN TÜKETTİK, OLMAYANI HARCADIK
Sıcak parayla, rantla, inşaatla bugünlere geldik. Ülkeyi yönetenler, aldıkları dış borçları har vurup, harman savurdular. Yurttaşlarımızı da borçlandırdılar. Krediyle ev almayı, araba almayı, kredi kartlarıyla, harcama yapmayı, zenginlik sandık. Ama deniz bitti. Bu artık böyle gitmez.
Amerika’yı, yeniden keşfetmeye, tekerleği, yeniden icat etmeye, içi boş projelere, mucize adamlara, mucize formüllere gerek yok.
Zaman, ayağımızı, yorganımıza, göre uzatma zamanıdır.
ZAMAN, EKONOMİK MİLLİYETÇİLİK, ZAMANIDIR
Artık, ekonomik milliyetçilik yapacağız.
Ekonomik milliyetçilik, yapmak demek; her konuya şu açıdan bakmak ve daima şu soruyu sormak demektir:
Ülkemizin, menfaatlerine, uygun mu, değil mi? Türkiye’mize, ne faydası var?
Türkiye’miz, ne kazanacak?
ATATÜRK DÖNEMİ POLİTİKALARI
Ekonomik milliyetçilik, ülke çıkarımızı, önemsemek, kendi gücümüze güvenmektir.
Ekonomik milliyetçilik, Atatürk dönemi politikalarına dönmek demektir.
Atamızın yaptıklarını yapmak demektir. Yani, denk bütçe demektir.
Türk parasının değerini korumak demektir. Gelirin kadar, harcamak demektir.
Kendi kendine yetmek demektir. Dışarıya avuç açmamak demektir.
Yabancı şirketlerin, jandarmalığını yapmamak demektir.
TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE İÇİN, EKONOMİK MİLLİYETÇİLİK
Türkiye Değişim Partisi, “Malazgirt’ten Kocatepe’ye tam bağımsız Türkiye” diyen bir partidir. Büyük önder Atatürk’ün, dediği gibi tam bağımsızlık, ancak, ekonomik bağımsızlık ile mümkündür.
Biz, tam bağımsız Türkiye için, ekonomik milliyetçilik yapıyoruz.
Cumhuriyetimizin, ilk yıllarında, savaştan yeni çıkmış, yanmış yıkılmış, yoksul bir ülkeydik. Ama uygarlığa erişme heyecanımız vardı.
HEVESİ VE HEDEFİ OLAN BİR ÜLKE OLMALIYIZ
Bugün maalesef, böyle bir heyecan kalmadı. Yeniden hevesi ve hedefi olan bir ülke olmalıyız. Bunu başaracak olan, parti Türkiye Değişim Partisidir.
Türkiye’yi varlığa, berekete, adalete ve huzura kavuşturacak olan parti Türkiye Değişim Partisidir.
Türkiye Değişim Partisi, ne yapacağını bilen, nasıl yapacağını bilen, vicdanlı ve ehil kadrolardır.
Türkiye Değişim Partisi, noksansız demokrasi, güçlü ekonomi, kudretli ordu demektir.
Türkiye Değişim Partisi olarak biz, milletimiz mutlu, devletimiz güçlü olsun diye varız.