15.12.2021 11:55:02

Türkiye Değişim Partisi Genel Başkanı Mustafa Sarıgül, 13 Aralık Pazartesi günü, olağan MYK toplantısı öncesi Ankara’da basın toplantısı yaptı.

Basınımızın değerli temsilcileri,

Toplantımızı takip eden sevgili yurttaşlarım, çok kıymetli dava arkadaşlarım, hepinizi sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum.

Haftalık değerlendirme toplantımıza, asgari ücretle başlamak istiyorum. Asgari ücret görüşmeleri devam ediyor. Bugün belli olacağı söyleniyor.

Ama herkes biliyor ki; asgari ücreti, bu görüşmeler değil, Sayın Cumhurbaşkanı belirlemektedir. Bu kararın önceden alındığı, yapılan görüşmelerin kamuoyunu

ve işçileri bu karara hazırlama görevini üstlendiği anlaşılıyor.

Sızdırılan rakamlar ve yapılan beyanların amacı budur. Türk-İş yönetiminin yaptığı sendikacılık değil orta yolculuktur. Siyasi partilerin, ‘‘diğer parti ne öneriyorsa ben 500 lira fazlasını öneriyorum’’diyerek rakam yarışına girmeleri yanlıştır. Asgari ücret konusunu siyasete malzeme yapmak asgari ücretin normalleşmesine neden oluyor.

Siyasi partilere düşen görev, rakam yarışına girmek değil sendikal hak ve özgürlükleri genişletmektir.

TÜRKİYE’DE İŞÇİLER SENDİKASIZDIR.

Bazı sendika yönetimleri işçinin değil, ülkeyi yönetenlerin emrindedir.

Sendikaları ağalardan, siyaseti baronlardan, kurtarmadan hiçbir şey düzelmez. Türkiye Değişim Partisi bu ihtiyaçtan doğmuştur. Biz, bunların hepsini evlerine göndereceğiz.


Değerli basın mensupları,

Bütçe görüşmeleri sırasında ortaya çıkan nahoş görüntüler, kavgalar  bizi son derece üzdü ve rahatsız etti. Bu nedenle, sürekli yaptığımız bir çağrıyı tekrar etmekte fayda görüyorum. Siyasette kavga, sinkaflı söz, nefret, hakaret olamaz. Lütfen bunları kanıksamayalım. Lütfen bunlara hep birlikte karşı çıkalım. Siyaset husumet değildir, siyaset tahammül etmektir. Siyasetin bir kuralı, bir nezaketi, bir kalitesi olmalıdır.


Değerli basın mensupları,

Bütçenin komisyonda ve genel kuruldaki  görüşmeleri sırasında bakanların  milletvekillerine karşı sergiledikleri tavırlar, kibirli tutumlar da son derece rahatsız ediciydi. Demokrasiye aykırı bu tavırları kınıyoruz. Bu tavırlar, biz tek adama hesap veririz anlayışının ürünüdür.

Türkiye Değişim Partisi olarak dışarıdan bakan atanmasına karşı çıkmamızın ne kadar doğru olduğu görülmüş oldu.

 

Değerli basın mensupları,

Merkez Bankası kura müdahale ediyor, ama etkisiz kalıyor. Türkiye İstatistik Enstitüsü rakamlar açıklıyor, ama kimse inanmıyor. Ülkeyi yönetenler de, bu kurumlara güveni artırmaya çalışmak yerine güvenmeyenleri suçluyorlar.

Sütte leke var bunlarda leke yok, herkes hatalı, herkes yanlış, tek doğruyu bu beyler biliyor. Siz bu milletin,

ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİNE OLAN GÜVENİNİ BİLE SARSTINIZ.

Bu millet size nasıl güvensin?

Bir aynaya bakın, durup düşünün, nerede yanlış yapıyoruz deyin. Size verilen imkan ve destek hiçbir partiye verilmedi. Elinize geçen fırsatları heba ettiniz.

Ülkenin imkanlarını, kaynaklarını ziyan ettiniz. Türkiye’yi çok kötü idare ettiniz. İktidardan gitmekten neden bu kadar korkuyorsunuz.

Demokrasilerde, ebedi iktidar, sadece, milletindir.Mahkeme kadıya mülk değildir. Mecbur muyuz sizi sırtımızda taşımaya, mecbur muyuz sizi başımızda tutmaya? Siz yapamadınız gideceksiniz. Biz geleceğiz ve yapacağız.


Değerli basın mensupları,

Biz değişim partisiyiz. Siyasetin dilini ve yapılış şeklini değiştirmek için yola çıktık. Devlet kurumları ve memurları siyasi beyanlar vermemelidir. Siyasetçiler de devlet kurumlarını ve memurlarını siyasi hedef haline getirmemelidir.

Siyasetçinin muhatabı siyasetçi olmalıdır. Dini inançlarımızın ve milli hassasiyetlerimizin siyasete malzemesi yapılmasını da doğru bulmuyoruz. Ne yazık ki, Sayın Erdoğan başta olmak üzere her seviyedeki Ak Parti kadroları dinimizin koruyucusu, sahibi gibi davranmakta  ısrar ediyorlar.

Erdoğan’a oy vermenin sevap sayılacağı, Ak Parti’ye destek vermeyenin ahirette hesap vereceğini söyleyecek kadar ileri gidenler oluyor. Müslümanlık Ak Parti’yle başlamadı. Biz Ak Parti’den önce de müslümandık.

Dünya durdukça da -Elhamdülillah- müslüman kalacağız. Vatan, millet, din, iman kimsenin tekelinde değildir. Kimsenin kimseden sertifika almaya ihtiyacı yoktur.


Değerli basın mensupları ,

Yaşadığımız sorunlar nedeni Sayın Erdoğan’ın tek başına ve sınırsız yetkiyle ülkeyi yönetiyor olmasıdır.

Yaşadığımız krizin adı tek adam krizidir. Yapılması gereken tek adam  yönetimine  son vermektir. Biz, Türkiye Değişim Partisi olarak, parlamenter demokrasiden yanayız. Tarafsız Cumhurbaşkanı, güçlü meclis, bağımsız yargı istiyoruz. Türkiye Değişim Partisi, ne yapacağını, nasıl yapacağını bilen,  vicdanlı ve ehil kadrolardır.

İş başına geleceğiz ve bu sorunları çözeceğiz. Ülkeyi hukukun üstünlüğü ve demokrasi içinde yöneteceğiz, rant ekonomisinden üretim ekonomisine döneceğiz.

Karada, havada, denizde üreteceğiz, fabrikalarda, tarlalarda, evlerde üreteceğiz. Tersanelerde , atölyelerde , ofislerde üreteceğiz. Bize lazım olan ne varsa hepsini ülkemizde üreteceğiz. Köylerimizi yeniden canlandıracağız. Tarımda aile işletmelerini teşvik edeceğiz.

Kanada, Rusya, Amerika, Meksika çiftçisi yerine kendi çiftçimizi ihya edeceğiz. Tarım ve hayvancılıkta devlet işletmeleri kuracağız.

Yatırım ortamını canlandıracağız. Özel sektörün girmediği alanlara ve bölgelere

Devlet yatırımı yapacağız. Ekonomiyi  ehil ellere teslim edeceğiz. Bu ellere müdahale etmeyeceğiz. Kamuda kemerleri sıkacağız. Yolsuzluk, israf ve şatafatı bitireceğiz. Hiç kimse hiçbir şekilde, iki, üç yerden, beş yerden maaş  alamayacak. Devletteki lüks araçları, uçakları satacağız.

Bütçe disiplini sağlayacağız. Vergiyi yoksulun sofrasından değil, ayrıcalıklı şirketlerden alacağız.

84 milyonun hakkını 84 kişiye yedirmeyeceğiz.  Türkiye Değişim Partisi iktidarıyla ülkemizde yeni bir yapılanma, uzlaşma ve atılım dönemi başlayacak.

Ülkemize varlık, bolluk, bereket gelecek, Türkiye, geniş bir nefes alacak, rahata kavuşacak.

Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum.