19.01.2022 23:58:26

Türkiye Değişim Partisi Genel Başkanı Mustafa Sarıgül, 17 Ocak Pazartesi günü, olağan MYK Toplantısı öncesi basın açıklaması yaptı.

FATURALAR EVLERDE HUZUR BIRAKMADI

Gelen elektrik ve doğalgaz faturaları evlerde huzur bırakmadı. Elektrik ve doğalgaz fiyatlarındaki artışlar esnafı, çiftçiyi, KOBİ’leri de zor duruma soktu. Ülkeyi yönetenleri buradan bir kez daha uyarıyorum.

  • Asgari ücreti açlık sınırının üstüne, en düşük emekli maaşını da asgari ücret düzeyine çıkarın.
  • Yoksul ve işsizlerin elektrik, gaz ve suyunu kesmeyin. Elektrikte düşük tarife sınırını aylık 150 kilovatsaatten, 230 kilovatsaate yükseltin. Elektrik, doğalgaz ve suda KDV oranını yüzde 1’e düşürün.
  • Çiftçiler tarlasına gübre atamadı, kuraklık var, hem gıda sıkıntımız olacak, hem ekmek fiyatları artacak, buna şimdiden bir çözüm bulun.
  • Esnafa sicil affı çıkarın.
  • TOBB dahil tüm birlikler KOBİ’lere, esnafa ve çiftçiye sıfır faizle, en az 3 yıl ödemesiz olarak kredi desteği versin.
  • Garsonlarımızın aldığı bahşiş acilen vergiden muaf edilsin.

Dün ilk gölge bakanımızı açıklamak suretiyle bir ilki daha gerçekleştirdik. Gölge bakanı açıklamak ortaya bir alternatif koymaktır. Yapamayan gitsin,  yapacak olan gelsin demektir. Bu uygulama yönetenlerin halka bilgi vermesini, hesap vermesini sağlayacaktır.

ALDIĞINIZ KARARLAR, MUTFAĞA HUZUR GETİRMİYORSA BOŞ LAFTIR

Uyguladığınız ekonomik politikalar, aldığınız kararlar, Ayşe Teyze’nin mutfağına huzur getirmiyorsa, emekli Salih Amca’nın cebini, esnaf Rıza’nın elini rahatlatmıyorsa boş laf olmaktan öteye geçemez.

Siz halkın karşısına çıkarsınız, nutuk çeker, yüksek siyaset yaptığınızı zannedersiniz. Benim Adıyamanlı çiftçim çıkar, “Ülkede esas sorun işsizlik, açım ben aç” der. Siz de öyle kalırsınız.

Halkımız bunalmış, perişan bir haldeyken Sayın Erdoğan, “memurlarımızı emeklilerimizi rahatlattık” derse ben de buradan sorarım. Sayın Cumhurbaşkanı, siz hangi ülkede yaşıyorsunuz?

Halkın ne yaşadığı bilinmiyorsa yönetim zafiyeti, biliniyor ama önemsenmiyorsa merhamet yoksunluğu var demektir.

Biz bu ülkenin çayını, fındığını, pancarını, tütününü, pamuğunu, incirini, zeytini korumayı milli bir görev olarak görüyoruz. Bu ürünlerimizin yabancıların eline bırakılmasını içimize sindiremiyoruz. Tütünümüzü, pancarımızı ekemiyoruz. Sigarayı, şekeri dışarıdan alıyoruz.

Su kaynaklarını yabancı şirketlere vermişiz, Fransız’ı, Amerikalısı bizim suyumuzu hem bize hem dışarı satıyor. Biz de damacana ve şişe suyu fiyatları artıyor diye şikâyet ediyoruz.

Burada bir kez daha söylüyorum: TDP iktidarında, herkes musluktan temiz su içecek. Bu da bizim sözümüzdür.

BİZ EKONOMİK MİLLİYETÇİLİK YAPIYORUZ

Dış yatırımcılar “Biraz daha bekleyelim, Türk lirası değer kaybediyor. Fiyatlar daha da düşecek” diye ellerini oğuşturuyorlar. Elon Mask Türkiye’ye ilgi duyuyor. Biz onun bu heyecanını da hiç hayra yormuyoruz

Gelişmiş ülkeler her cebine para koyana her şeyi satmıyorlar. Türkiye her şey hem serbest, hem ucuz, ev, arazi, fabrika, şirket, vatandaşlık hakkı her şey satılık. Varlıklarımızın kelepir mal gibi görülmesine, ülkemizin ucuzluk pazarına dönmesine isyan ediyoruz. İtiraz ediyoruz.

Biz ekonomik milliyetçilik yapıyoruz. Ekonomik milliyetçilik, ülkemizin tarımını, turizmini, sanayisini, fabrikalarını, tesislerini korumaktır. Paramızın değerini korumaktır. Varlıklarımızın satılmasına karşı çıkmaktır.

Ekonomik milliyetçilik, Türkiye Cumhuriyeti pasaportunun itibarlı olmasıdır. Dünyanın bir başka ülkesinde Türk markalarını görünce gurur duymaktır. Türk insanının daha iyi yaşamasını istemektir.

AVRUPA’NIN ŞIMARIK ÇOCUĞU YUNANİSTAN

Yunanistan, adalara silah yığıyor. ABD, Yunanistan üzerinden bizi sıkıştırmak istiyor.

ABD ve Yunanistan NATO’da bizimle müttefik iseler neden bize karşı işbirliği içindeler? Yunanistan ve NATO içindeki bazı ülkeler neden ittifak anlaşmaları yapıyorlar? Bu silahlanmanın hem bizim hem de NATO tarafından sorgulanması lazım.

Bizimle düşman olmak değil dost olmak Yunanistan’ın hayrına olacaktır.