19.10.2021 12:19:19

Türkiye Değişim Partisi Genel Başkanı Mustafa Sarıgül, MYK Toplantısı öncesi basın açıklaması yaptı.

Ülkemizin içinde bulunduğu durumu değerlendirmek üzere karşınızdayım.

Ülkemizin içinde bulunduğu durumu değerlendirmek üzere karşınızdayım.

 

Türkiye her gün kendisini oyalayacak yeni bir gündem buluyor.Bir süre sonra o konu unutuluyor. Başka bir gündemle oyalanıyor.

Ne yazık ki iktidar ülke sorunlarını çözmüyor, aksine daha da ağırlaştırıyor.Ben konuşma ve tartışmadan şikayet etmiyorum.Ben derdimize çareleri de konuşalım istiyorum.

Kutuplaşmanın  her alana yansıdığı bir Türkiye’de yaşıyoruz.

Kimse ötekini dinlemiyor ve anlamak istemiyor.Kutuplaşmayı artıran siyasetin dilidir. Kutuplaşma oya dönüştürülmek isteniyor.Kutuplaşma sürdükçe seçmenin rasyonel davranması beklenemez.Bu işin siyasi boyutudur. Kutuplaşmanın bir de barış ve huzuru bozan boyutu vardır.

Burada da en büyük görev Sayın Cumhurbaşkanına düşer.Ne yazık ki Sayın Cumhurbaşkanı tam tersi bir tutum takınarak, kendisine inanmayan ve desteklemeyen herkesi susturma veya düşman ilan etme gayreti içindedir.

Bu şekilde davranmakla ülkeyi bunaltmakta, kutuplaşmayı artırmaktadır.

Bizim tarafsız cumhurbaşkanı dememizin önemi ve nedeni de budur.

 

 

Değerli basın mensupları,

İçinde bulunduğumuz Türkiye’nin diğer cephesi yoksulluktur.

Türkiye yoksullaşmıştır. Bilinçli bir şekilde yoksullaştırılmıştır.

TÜRKİYE ARTIK ZENGİNLER VE YOKSULLAR ÜLKESİDİR.

ORTA SINIF ERİMİŞ GİTMİŞTİR.

Orta direği yoksulluğa, yoksulları açlık sınırına iten ekonomik sistemin mimarı Ak Parti’dir.

AK PARTİ TERCİHLERİNİ,

ÜRETİMDEN VE HALKTAN YANA DEĞİL,

RANTTAN VE BİR AVUÇ İNSANDAN YANA KULLANMIŞLARDIR.

 

Sayın Erdoğan,

“Dicle’nin kenarındaki kurdun kaptığı bir koyun bile benim mesuliyetim altındadır,” diyordu.

Eğer hala bunu diyorsa ülkede olup bitenlerden de sorumludur.Ak Parti o kadar güçlü ve o kadar uzun bir süre iktidar olmuştur ki; sığınabileceği hiçbir mazeret, ileri sürebileceği hiçbir bahane artık yoktur ve kalmamıştır.

Bizim görevimizde ülkeyi yönetenleri olup bitenden sorumlu tutmak ve sorumluluklarını hatırlatmaktır.

Her ülkede iktidar vardır.Ama o ülkeyi demokrasi yapan özgür muhalefettir.Muhalefet iktidarı eleştirir. Ve iktidarın yerine geçmek ister. Muhalefetteki partilerin bu amaçla çalışması bir araya gelmesi suç değildir. Normal olan budur.Bu kadar yıldır siyaset yapıyorum.

Fakat muhalefetin iktidara gelmeyi İstemekle suçlandığını hiç görmedim.

Muhalefeti içine sindiremeyen, demokrasiyi kafasına sığdıramamıştır.

SAYIN KILIÇDAROĞLU’NUN BÜROKRATLARLA YÖNELİK UYARISINI DEMOKRATİK BASKI HAKKINI

KULLANMAK OLARAK GÖRÜYORUM. 

İktidarı uyarmak muhalefetin görevidir.Ak Parti medya, yargı, sivil toplum baskısı görmeye alışmadığı için sert tepki veriyor.Bugün iktidarda olanlar yarın muhalefet olur.

Muhalefete geçince size yapılmasını istemediğiniz şeyleri iktidarda iken yapmamak gerekir.

20 yıl tek başınıza muhalefet, sendika, medya, yargı baskısı olmadan ülkeyi yönetmenize rağmen,meclisi noter haline getirerek, istediğiniz kanunu çıkarmanıza rağmen,5 trilyon dolar harcamanıza rağmen,işsizlik arttıysa,ülkenin iç ve dış borçları arttıysa,gelir dağılımı daha da bozulduysa,demokraside, eğitimde, adalette daha kötü bir yerdeysek ülkeyi iyi idare ettiğinizi söyleyemezsiniz.Her şey neticesi ile ölçülür.

Türkiye’yi dünyanın ilk 10 ülkesi içine sokacaktınız, ilk yirmiden düşürdünüz.Türkiye’yi dünyanın ilk 10 ülkesi içine sokacaktınız, enflasyonda,işsizlikte, gelir dağılımında en kötü 10 ülke arasına soktunuz. Demokrasi ve hukuk alanında da başarısız oldunuz.

Türkiye, “özgür olmayan ülkeler” ligine düşmüş,hukukun üstünlüğünde 139 ülke içerisinden 117. sırada yer alır hale gelmiştir.

Şimdi “biz gidersek daha kötü olur” diyorlar.

Ben de buradan soruyorum;bundan daha kötü ne olabilir?

Paramız pula dönmüş,1 dolar 10 liraya yaklaşmışsa,soğan, patates, sıvı yağ dahi lüks hale gelmişse, emeklilerin, emekçilerin %80’inin mutfak masrafını ödeyecek kadar geliri yoksa,bundan daha kötü ne olabilir?

Milyonlarca insan açlık sınırında yaşıyorsa,milyonlarca insan geçim sıkıntısı çekiyorsa, milyonlarca insan evini geçindirecek iş bulamıyorsa,bundan daha kötü ne olabilir?Ülkeyi yönetemediğinizi itiraf etmenizi beklemiyorum ama çıkıp da “biz gidersek daha kötüsü gelir” bari demeyin.

Ey ülkeyi yönetenler!Ülkemizde 30 milyon yoksul, 10 milyon işsiz var.

Bu rakamları kâğıt üstündeki bilgiler olarak görmeyin.

İnsaf vicdan ve merhamet sahibi olun.

Bu rakamlar aç yatan çocuklar var demektir.Eve eli boş dönen babalar demektir.

Mutfakta huzur varsa, evde huzur vardır.Evde huzur varsa ülkede huzur vardır.

Sayın Erdoğan çıkmış diyor ki;“ülke yönetimine talip olmaktan vazgeçin,”

SAYIN ERDOĞAN,SİZ BU ÜLKENİN SAHİBİ,

BİZ DE MİSAFİRİ, KİRACISI VEYA SIĞINMACISI DEĞİLİZ.

Türkiye’ de Ak Partiden ibaret değildir. Hiç kimse de milletimizden büyük değildir.Köşeye sıkışmışlar, iktidarı kaybetme korkusu içine düşmüşler, biz gidersek daha kötüsü gelir diyorlar. Bize bir şans daha verin diyorlar. Ama en kötüsü ne biliyor musunuz?Mazlumların, yoksulların feryatlarını duymazdan ve görmezden geliyorlar.

Sayın Cumhurbaşkanınına göre, emekliler, işçiler halinden memnun, çarşı pazarda fiyatlar gayet uygun,tarım bakanına göre çiftçinin işleri yolunda,

Çalışma Bakanına göre gençler ülkeden kaçmıyor,dünyayı tanımak istiyor.

Halkın sıkıntılarını biliyorlar ama önem vermiyorlarsa insaf, sıkıntılardan haberleri yoksa yönetmekten acizdirler.İkisi de vahimdir.Bana göre olan şudur:

Bu kadar uzun süre iktidarda kalınca,en alt kademeden en üste kadar, ne oldum delisi olmuşlar, kibir hummasına tutulmuşlardır.

Ak Partiden artık hayır gelmez.

Çürük tahta mıh tutmaz.

Ak Parti gazı kaçmış gazoza dönmüştür.Mahkeme kadıya mülk değildir.

Ak Parti gider Türkiye kendine gelir.

 

Değerli basın mensupları,20 yıldır iktidar olan Ak Parti ekonomide büyük tahribat yapmıştır.Tahribat o kadar büyüktür ki;halk derin bir umutsuzluk içerisindedir.

Ekonomik sorunları,iktidarın da muhalefetin de çözemeyeceğini düşünmektedir.

Halkın verdiği mesajı iyi anlamak ve gereğini yapmak siyasetçilere düşer.

Halk çok köklü tedbirler ve değişiklikler yapmadan ekonominin düzelmeyeceğini bilmektedir.Alınacak radikal kararların toplumun geniş çapta rızasına dayanmasına ihtiyacı olduğunu görmektedir.

İşsizlik, geçim sıkıntısı ve yoksulluk,sen ben meselesi, parti meselesi olmaktan çıkmış, bir ülke meselesi halini almıştır.Bütün partiler, oy kaygılarını,siyasi görüşlerini bir kenarda bırakarak, bu sorunların çözülmesi gerektiği konusunda uzlaşmalıdır.

İktidarıyla, muhalefetiyle,bütün partileri bu sorunları çözmek için birlikte hareket etmeye çağırıyorum.

Türkiye Değişim Partisi bu konuda üzerine düşeni yapmaya hazırdır.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.